19 Ocak 2012 Perşembe

Tema: Ölüm, Film: "Hable Con Ella"

      Dahil olduğum sinema grubundaki arkadaşlarımla, yönetmen başlığı altında -daha önceki postlarımda bahsettiğim- Stanley Kubrick'i tamamladıktan sonra, yeniden tema üzerine üç film seçelim dedik. Sınırlamamızı 'Amerikan yapımı dışında' olarak belirledikten sonra, tema seçimi için yine her birimizin aklından bir dünya konu geçti. Açık söylemek gerekirse biraz radikal bir karar alarak sonunda temamızı "ÖLÜM" olarak belirledik. Her birimizin hakkında ufak araştırmalar yaparak geldiği ve önerdiği üçer filmin arasından şunları seçtik:
  • Hable Con Ella- Talk To Her (Pedro Almodovar, 2002, İspanyol)
  •  Okirubito - Departures       (Yojiro Takita, 2008, Japon)
  • Le scaphandre et le papillon- The Diving Bell and the Butterfly (Julian Schnael, 2007, Fransız)
Hable Con Ella (Talk to Her)
Hemen minik bir künye ile başlayalım:
Yönetmen: Pedro Almodóvar  
Senaryo: Pedro Almodovar
Oyuncular: Javier CámaraDario GrandinettiRosario Flores, 
Orijinal adı: Hable con ella  
uzun metrajlı film İspanya Tür: Dram 
Süre: 116 dk Yapım yılı: 2001 
Görüntü Yönetmeni: Javier Aguirresarobe
Özetle; Altın rengi, üzeri somon güllerle dolu perde Pina Bausch'un Café Müller adlı izletisini sergilemek üzere açılır. İzleyenler arasında birbirini tanımayan iki genç adam vardır. Bir hemşire olan Benigno ve kırklı yaşlarında bir yazar olan Marco. Sahnede ahşap iskemleler ve masalar arasında, Henry Purcell'in The Fairy Queen adlı eseriyle, kollarını açmış danseden iki kadın vardır. Performansın duygusallığı karşısında Marco ağlamaya başlar. Benigno yanında oturan adamın ağladığını farkeder ve kendisinin de bu gösteriden çok etkilendiğini söylemek ister ama cesaret edemez. Aylar sonra iki adam El Bosque adlı Benigno'nun çalıştığı özel bir klinikte tekrar karşılaşırlar. Lydia, Marco'nun profesyonel boğa güreşçisi olan kızarkadaşı yaralanmış ve komadadır. Benigno ise klinikte çalışmakta ve komada bir başka genç kadına, bir bale öğrencisi olan Alicia'ya bakmaktadır. Marco, Alicia'nın odasının önünden geçerken Benigno onunla konuşmaya başlar. Bu herşeyin altüst olduğu yakın bir dostluğun başlangıcı olur. Kliniğin dört duvarı arasında ne kadar süreceği belli olmayan bu zaman dilimi; 4 insanın hayatını, geçmişini, bugününü ve geleceğini bilinmeyen bir kadere doğru taşır. Bilgiler buradan, ama daha fazla detay isterdim diyorsanız, lütfen knock knock!.


        Esasında iki adamın küçük bir tesadüfle aynı gösteriyi izlemeye gelmesinden gücünü alan film, bu noktadan sonra dahil olan komadaki iki kadının çevresinde gelişen olaylarla gövde buluyor. Filmin oldukça naif seyreden senaryo kurgusu ve kusursuz görüntüleri, ağır trajik detaylarını gölgede bırakıyor diyebiliriz. Ancak bu yine ve elbette ki, filmi kötü hissettiren filmler arasındaki yerinden etmiyor. Oyunculuklara gelince Benigno karakterine hayat veren J. Camara kusursuz bir performans sergilemiş. Kendini komadaki bir kadına ve onun bakımına adayan Benigno'nun annesiyle arasındaki detayların verildiği sahneler de yine görsel açıdan oldukça tatmin edici.


     Dört insanın kaderinin iki kazayla kesiştiği filmde, genellikle kadın filmlerinin yönetmeni olarak nam salmış Almodovar, yine komadaki kadınların çaresizliğinden güç alarak, erkeklerin ne hissettiğini en ince detayına kadar veriyor. Aslına bakılırsa, filmdeki erkekler kadın, kadınlar erkek. Erkekler daha duygusal, daha şefkatli ve daha anaç. Filmdeki kadın matador ise bir erkek işi yapıyor, davranışları düşünüldüğünde oldukça maskülen. Bu anlamda filmdeki gizli özne rolünü kadınlara veren ve cinsiyet rollerinin de yer değiştirdiğini gözümüze sokan Almodovar, cinsiyetler arası bir çeşit hesaplaşma hissi yaratıyor.

      Yukarıda yer alan birleştirilmiş dört fotoğraf, benim için bu dört insanın hayatının nasıl birleştiğini, nasıl ayrıştığını ve nereye yöneldiğini anlatan, filmin en güzel karelerinden oluşturulmuş. Benigno ve Marco, biri gerçeklerden kopuk, sadece hissettikleriyle kendine yön bulma çabasıyla karşılıksız aşk yaşıyor ve sonunda kendi koruyuculuğunun gölgesinde kaybolup savunmasız kadın bedeninin görselliğine teslim oluyor. Diğeri ise son derece erkeksi dış görünümünün aksine konuşmak yerine, genelde kadınların baş rolde olduğu sanat gösterilerinde ağlamayı tercih ediyor. 


     Yine bol ödüllü ve Oscar'lı filmin her sahnesi, her karesi, özellikle karakterler için düşünülmüş ve özenle tasarlanmış mekan-dekor uyumu, senaryonun her detayına kusursuzca hizmet ediyor. Hemen çok etkilendiğim bir kaç sahneden bahsetmek istiyorum. Öncelikle, filmin giriş sahnesi; Marco Ve Benigno'nun tesadüfen yan yana oturdukları tiyatroda iki kadının sahnedeki sessiz dansı, sanki filmin gelecek sahnelerinde göreceğimiz komadaki iki kadının sessiz uykusuna hazırlık yapıyordu.. Matador kadın Lydia'nın, son boğa güreşine muazzam bir displinle hazırlanışı ve hemen arkasından gelen güreş sahnesi... Benigno'nun Alicia'nın vücudunu temizlediği, Alicia'ya bakım verdiği ve onunla konuştuğu sahneler... Ve elbette ki filmin finaline götüren sahneler benim için kıymetlidir.


   Filmin içinde geçen, siyah beyaz mini film "El Amante Menguante" (Küçülen Aşk) Pedro Almodovar'ın kendi elinden çıkmış, Beningo ve Alicia'nın yaşadığı ilişkiyi en iyi anlatan kısmı. Kaldı ki yine bu iki üç dakikaklık siyah-beyaz film bizlere Beningo'nun Alicia'ya yaptığına anlam vermemize ve tüm filmi zihnimizde netleştirmemize yardımcı oluyor. 
  "Hable Con Ella" yatağa mahkum iki kadının kesişen hikayesini anlatmıyor, aslında bu kadınlarla pek de ilgisi yok filmin, temelde Benigno ve Marco'nun dostluğu üzerinden gücünü buluyor. Özellikle Benigno'nun özenle ve her cümlesi Marco'nun hissettiklerini gün yüzüne çıkarmak için yazılmış replikleri, zaman zaman oturduğumuz koltuğu rahatsız hissetmemize, küçük kıvranmalar yaşamamıza, açık söylemek gerekirse -kendimizden ya da tanık olduğumuz hayatlardan- bir şeyleri sorgulamamıza neden olabiliyor.  
    Sıklıkla görüşmek üzere, şimdilik çaw!
    

8 yorum:

alkım dedi ki...

bu filmde şunu dediğimi hatırlıyorum, "bir şeyi doğru ya da yanlış diye kestirip atmak hiç kolay değil," filmde beni en çok etkileyen kısım filmin içindeki siyah beyaz filmdi. tekrar hatırladım şimdi, teşekkürler.
bu arada almodovar'ın en hüzünlü filmiydi bence...

umruna amadeyim dedi ki...

bahsettiğim gibi, Almodovar'ın filmi izlerken bir çok kez sorguladığımız acabalarımızı ve filmdeki pek çok boşluğu bu siyah-beyaz filmi çekerek doldurmayı tercih etmesi, sadece dahi ve yetenekli bir yönetmene yakışırdı... Kesinlikle bu minik filmle, ana filmin altına imzasını atmış.

bu arada o teşekkür ziyadesiyle bana ait, ilgine teşekkürler Alkım, sıklıkla görüşmek üzere.

deeptone dedi ki...

hable çok iyi film. pedro müthiştir. kelebek ve dalgıç da inanılmaz iyi bi film. ikinciyi anımsayamadım şimdi. ölüm üzerine küçük bir film var bir de. kieslowski. hoşgeldin bloguma. ben de yazıyorum filmleri. yenileri tebi. :)

umruna amadeyim dedi ki...

deeptone, o "hoş geldin" ziyadesiyle bana ait, ilgine sonsuz teşekkürler :) bloguna bu sabah bir göz atmıştım ama daha detaylı okuyacağım!
"Departures"a gelince bir Japon filmi ölümü anlatıp da iyi hissettiren başka bir film yok diyebilirim, uzun analizini bir sonraki postta yapacağım :) film önerin için teşekkürler, onu da hemen edinmeye çalışacağım..

Aslı dedi ki...

Yönetmenin Annem Hakkında Her Şey, Dönüş ve İçinde Yaşadıgım Deri filmlerini izledim. Çok sevdigim, çok incelikli ve kadınları bu kadar iyi anlatmasını-anlamasını sevdigim bir yönetmen. Önerinizden sonra bu filmide listeye aldım tskler. Uzun bir film ve kitap listem varda :)

umruna amadeyim dedi ki...

Aslı harika, listeler ve notlar kıymetlidir! Esasında, dediğin gibi Almodovar genellikle parçalanmış hayatlar üzerinden kadınları anlatmayı tercih ediyor. Bu filmde ise kadınlar daha köşelerde saklı, ama erkekler yine kadın gibi, daha anaç, şefkatli ve duygusal. Bence diğerlerinden farkı bu..
İlgine teşekkürler, sıklıkla görüşmek üzere...

MOMOL dedi ki...

ne izleyebilirim diye düşündüğümde, artık birkaç güzel seçeneğim olcak :) paylaşımlar için teşekkürler...

umruna amadeyim dedi ki...

fikir vermesine çok sevindim, daha fazlası gelecek! bazıları iyi hisettiren bazıları kötü hissettiren filmler olacak ama hepsi iyi filmlerin analizleri olacak...
İlgine teşekkürler, sıklıkla görüşmek üzere.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...